BİLGE İLE KÖPEK

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür: -Benim bundan öğrendiğim şu oldu,der. -Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman…

10 Ağustos 2010
Read More >>

BEYAZ AT VE HÜKÜMDAR

Hükümdarın birinin beyaz bir atı varmış. Hükümdar, bu atını çok severmiş. Bir gün bütün maiyetinin (kendi adamlarının) hazır bulunduğu bir sırada: – Bu beyaz atımın ölüm haberini getirenin kafasını uçurabilirim. Çok dikkatli olun. Çünkü bu beyaz atı canım kadar seviyorum. Onun ölüm haberi bende kriz geçirtebilir, demiş. Günün birinde, her şeyin eceli gibi beyaz atın da eceli gelir. Ve beyaz at ölür. Hükümdarın adamlarında bir telaştır kopar. Kimse cesaret edemez…

10 Ağustos 2010
Read More >>

ESKİ BİR İBRANİ HİKAYESİ

10 Ağustos 2010

Bir zamanlar dağda, kızgın güneşin altında, mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu varmış. “Bu hayattan bıktım artık. Yontmak! Devamlı mermer yontmak… öldüm artık! Üstelik bir de bu güneş, hep bu yakıcı güneş!AH! Onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim, orada yükseklerde her şeye hakim olacaktım, ışınlarımla etrafı aydınlatacaktım.” Diye söylenir durur yontucu. Bir mucize eseri olarak dileği kabul olunur ve yontucu o an güneş olur. Dileği kabul edildiği için…

Read More >>

EŞEK..!

Gunlerden bir gun, koylerden birinde, adamin birinin esegi, kuyunun birine dusmus. Niye duser, nasil duser sormayin. Esek bu. Düşmüş işte. Belki kÖr bir kuyuydu, agzi tahtayla kapatilmisti belki, uzerine de toprak dokulmustu. Zamanla tahta curudu, zayifladi, üzerindeki toprakta biten otlari yemek isteyen esegin agirligini cekemedi ve gum diye esegi yuttu kuyu. Hayvancik saatlerce aci icinde kivrandi, bagirdi kendi dilinde. Sesini duyan sahibi gelip bakti ki vaziyet kotu. Zavalli esegi kuyunun…

10 Ağustos 2010
Read More >>

FAKİR KADIN..!

Kadının biri, cömert olduğu söylenen yaşlı bir bilgeye gidip: – Bu şehirde benden fakir insan yok!. demiş. Bana biraz yardım eder misiniz? Bilge adam, kadının kucağındaki bebeğin bir ipeği andıran yanaklarını okşayıp öptükten sonra: – Demek fakirsin!. demiş. Hem de çok fakir. Ama karşılıksız yardım yapmak, âdetim değil!. Eğer yardım istiyorsan, çocuğunun parmağını satman gerekir.. Kadın, önce deli olduğunu sanmış bilgenin. Daha sonra da, kötü bir şaka yaptığını… Ama adam…

10 Ağustos 2010
Read More >>

FİNCAN TAKIMI

Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar: “Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel, ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken…

10 Ağustos 2010
Read More >>

GERÇEK DÜNYA YASALARI..!

> > WILLOUGHBY YASASI > > Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya > > çalışırsanız makine o anda çalışacaktır. > > ANDREW YOUNG YASASI > > Eğer 100 işadamı yasal olmayan bir iş yapmaya karar > > verirlerse,o iş yasal olur. > > AXWELL’IN ÇIKARDIĞI SONUÇ > > Eğer havayı soluyabiliyor ama suyu içemiyorsanız geri kalmış bir > > ülkedesinizdir. Oysa, suyu içebiliyor ama havayı > > soluyamıyorsanız kalkınmış bir ülkedesinizdir….

10 Ağustos 2010
Read More >>

HURMA

Bir zamanlar uzak ülkelerden birisinde küçük bir okul vardı ve burada çocuklar yaşlı bir öğretmenden ahlâk, dilbilgisi, matematik vs. gibi dersleri öğreniyorlardı. An­cak, öğretmen öylesine sert ve disiplinliydi ki, öğrencilerin hepsinin ondan ödü kopuyordu. Hele de yaramazlık yapmışlarsa. Öğrenciler ders çalışırken, öğretmen bir yandan onlan gözetler, bir yandan da bir şeyler alıştırırdı. Etüd salonun­daki dolabından küçük bir sepet çıkarır ve büyük bir iştahla sepetten aldığı şeyleri atıştınrdı. Bu arada çocukları…

10 Ağustos 2010
Read More >>