Virüs Ne Yapacak?

Mart ayının ortalarında ülkemizde virüs görüldüğü ve tedbirlerin kademeli olarak alınarak bireylerin sosyal izolasyonu için çalışmalar yapıldığında pek çok kesim evlerine kapandı. TV kanalları neredeyse virüs dışında haber vermez oldu, internet, sosyal medya corona bilgi çöplüğüne dönüştü. Kitleler korkutuldu. Olayın ciddiyetine hasıl olamayan bazı kesimler, alınan önlemlere itiraz ederken absürt sahneler yaşandı. Alınan kimi önlemler özellikle yaşlılar ile ilgili olanlar, bazı gençlerin etkileşim kazanma hırsına kurban gitti. Mizah aldı başını gitti, evirildi sosyal medya ile.  (Aslında bunun adı mizah değil çünkü güldürmüyor, düşündürmüyor da.  Toplumun geldiği vahameti gösteriyor.)

 

Virüs insan davranışlarını ve farklılıklarını da ortaya koydu. Kimi market raflarını boşaltıp, stok yaparken kimi mangal piknik ile ‘bana bir şey olmaz’ havasını yaşadı.  Her türden davranışın uç örneklerini gördük, görmeye devam ediyoruz.  Sahilde balık tutanla evinde eldiven ile dolaşan aynı toplumun üyeleri. Balkona çıkarak sağlıkçıları alkışlayarak bir nebze olsun şükranlarını ileten de bununla yetinmeyip işi konvoya, silah atmaya kadar getiren de yine aynı toplumun üyeleri.

 

İnsan sağlığı açısından virüsten önce de dikkat edilmesi zaten olağan olan alışkanlıklar virüsle birlikte inanılmaz boyutlara ulaştı. Ekranlarda el nasıl yıkanır, öksürürken nasıl davranılır yani okul öncesi dönemde kazanılması gereken davranışlar aktarıldı. Bu vesile ile el yıkama öğrenildi. 

 

Virüsün etkileri gün geçtikçe artıyor ve muhtemelen yaşanılacak deneyimler filmlerde görülen kurguların ötesine geçecek. Bu sürecin uzunluğu değişimin –görece- kalıcı olmasına da etki edecek gibi görünüyor.

 

Virüsün etkisi geçtikten ve evden dışarı çıkmaya başlandıktan sonra  yeni alışkanlıklar toplumlarda yeni düzenler meydana getirecek. Biri hapşurduğunda ‘çok yaşa’ demeden önce ince bir korku yayılacak muhtemelen bir kısım ardına bakmadan uzaklaşacak. Toplumda görülen yabancılaşma, bireyselleşme çok daha aratacak. Şimdi bile bir yabancı ile selamlaşmayan, kalabalıklar içinde kendi küçük dünyasında yaşayanların sayısı daha da artacak.  Hele birde öksürürse…

 

Kompulsiyon artacak, özellikle OKB ye yatkın olan bireylerin takıntılı davranışları tetiklenecek. TSSB artacak,  kaygı bozukluğu, anksiyete ile mücadele başlayacak. 

 

Belirsizlikle başa çıkma düzeyleri bireylerin süreçle sağlıklı şekilde başa çıkmalarını da etkileyecektir. Belirsizlik bireylerde endişe kaynağı olduğundan endişe ve korkuların kaynağını bulabilmek belirsizlikle başa çıkma da önemli etken olacaktır. Bu süreçte virüsle olmasa da virüsün yaydığı korku ve belirsizlike mücadele etme konusunda ruh sağlığınızı korumak için Dilek Söylemez-Psikolojik Danışma Destek Grubu adı ile kapalı grubumuza üye olabilir ya da mail adresine mail gönderebilirsiniz.

 

Sevgilerimle

Dilek Söylemez

Psikolojik Danışman

 

İletişim:uzman@dileksoylemez.com

https://www.instagram.com/psk.dan.dileksoylemez/

https://www.facebook.com/groups/381678239366132/ (Destek Grubu)

 

dileksoylemez

Posted by dileksoylemez

Yazar, 2002 yılında İstanbul Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olmuştur. Evli ve 2 çocuk annesidir. Hakkında detaylı bilgiye http://www.dileksoylemez.com/hakkimda adresinden ulaşabilirsiniz.

Website: http://www.dileksoylemez.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.