Kuruntu ile Başa Çıkma

Ne düşündün sevdiğin birine bir şey olduğunu mu? Yoksa sana mı bir şey oldu?

Kime kızdın gerildin? Kime küstün, kırıldın düşüncende?

Bir felaket mi kurguladın ya da bir hastalık?

Sor şimdi kendine, ne hissediyorsun bunları düşününce?

Öfke, çaresizlik, korku, kırgınlık, pişmanlık, kırıklık, dehşet…..Hangisi?

Fark ettin mi? Sanki bir şeyin provasını yapar gibisin. Bu oyunu bir gün sahnelemek ister misin?

……….

O zaman! Oynamak istemediğin bir tiyatronun provasını yapmak niye?

5 Adımda Sade Yaşam adlı yazımı okuyan arkadaşım “En zoru kuruntulardan vazgeçmek” diye yazmış. Bu yorumun üstüne düşünürken üstteki soruları karaladım defterime. Sonra da bu konu ile ilgili bir şeyler yazmak istedim.

Evhamlı kişiler; aşırı abartma huyları yüzünden normal durumlarda bile kuruntuya kapılıp felaket senaryoları yazabilirler. Önemsiz görünen bir olay için bile saatlerce kafa yorabilirler. Üzüldükleri durumu da diğerlerine göre fazlaca şiddetli hissedip üzülürler. Hep olumsuz senaryolar üretirler. Örneğin çocuğunun ufak bir rahatsızlığında, ona bir şey olursa bisikletini ne yapacağını düşünüp bir gecede saçlarını beyazlatabilirler. Satışını az yapan bir esnaf, kötü günlerin yaklaştığına dair felaket senaryosu yazıp bayat ekmekleri nasıl değerlendireceğinin planını yapabilir. En kötü örnekleri düşündükleri için zihinsel olarak tükenirler, enerjilerini düşürürler. Ortaya bir ürün çıkarmakta zorlanırlar. Konsantrasyon sorunu yaşarlar. Bu düşünce tarzı yaşam şekli haline gelmişse kolay kolay karar da veremezler. Bir kısırdöngü içine düşerler. Bunu çözmek için önce duygusal farkındalık kazanmak gerekir.

Duygusal farkındalık kazanan kişi evhamı başlatan düşünceyi tespit etmek için odaklanır. Bu düşünceyi tetikleyen durumun içsel mi yoksa dış etkenlerden mi kaynaklandığını tespit etmelidir.

Bazen bir söz, bir koku, daha önceki bir deneyimi hatırlatıcı uyaranlar olması kontrol dışı düşüncelere itebilir. Bunu fark eden kişi düşlerinde yarattığı senaryonun duygularına tesir ettiğini ve bedeninde oluşan gerginlikleri de fark etmelidir. Bu noktadan sonra kişi sağlıklı düşünce tarzları geliştirmeyi daha kolay yapabilecektir.

Hayat bir tiyatro sahnesi ise oyuncusu olmak  istemediğin bir sahnenin provasını düşleme!

dileksoylemez’in profil fotoğrafı

Posted by dileksoylemez

Yazar, 2002 yılında İstanbul Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olmuştur. Evli ve 2 çocuk annesidir. Hakkında detaylı bilgiye http://www.dileksoylemez.com/hakkimda adresinden ulaşabilirsiniz.

Website: http://www.dileksoylemez.com/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir